Hogwarts, Blog

Harry Potter Dünyasının Fantastik Canavarları

Harry Potter Dünyasının Fantastik Canavarları

Harry Potter Dünyasının Fantastik Canavarları

Hep büyücü hep cadı nereye kadar? Birazda harika yaratıklardan bahsedelim. Bu sefer de, sadece Harry Potter’ın dünyasındaki fantastik canavarlardan söz edeceğiz. Hazır olun!

Büyü dünyasının en görkemli yaratığı; Anka Kuşu ile başlayalım;

‘’FAWKES’’

‘’FAWKES’’

Canavarlar listesine, Albus Dumbledore ’un göz bebeği olan Fawkes ile başlamamak büyük saygısızlık olurdu. Fawkes, küllerinden yeniden doğabilen, ölümsüz ve cinsiyeti erkek olan bir Anka Kuşudur.

En müthiş özelliği ise gözyaşından küçük bir damlanın iyileştirici gücü olmasıdır. Aynı zamanda Fawkes, Dumbledore ‘a yürekten sadık bir kuştur.

Sadece sahibi Dumbledore’a karşı değil, Harry Potter’a olan yumuşak davranışı, hepimizi çok derinden etkilemişti. Bu cümleyle birlikte, karşılıklı ağladıkları sahne gözünüzün önünde canlandı. Değil mi?

Küçücük bir kuş, nasıl öyle anlamlı baktı da bizleri de ağlattı, aklımız almıyor!

Kendi ağırlığından kaç kat fazlasını taşıyabildiğini biliyor musunuz? Hala çok şaşırtıcı! Özellikle tek başına Ron, Gilderoy, Ginny ve Harry’yi Sırlar Odası’ndan çıkardığı zaman… Büyüleyiciydi!

Oscar goes to phoenix Fawkes!

’FİRENZE’’

‘’FİRENZE’’

Hırçın At Adamlar deyince aklımıza hemen, Umbridge’in belasını bulduğu yaratıklar geldi…  O kadar öfkelenmişiz ki sinirimizi hala yatıştıramadık.

Mitoloji tarihinde ve seride, Sentor ya da Kentaur olarak geçen At Adamın ismi: Firenze.

Adı, ilk olarak Felsefe Taşı filminde geçen Firenze, Harry Potter’ın hayatını kurtaran canlılar arasında yer alıyor.

Firenze, bir zamanlar Hogwarts’ta Kehanet derslerine girmişti.

At Adamlar oldukça hırslı ve öfkeli yaratıklar olduğu için yeteneklerini düzgün bir biçimde kullanamamışlardır. Bu yüzden yanlış anlaşılmaya çok müsaitlerdir.

Firenze ise bir şeyler öğretebilecek kadar kendini kontrol altında tutmayı başarmıştır. Fakat öteki sentorlar, kendilerini üstün gördükleri için, Firenze’nin insanlarla olan bağlarının güçlü olmasından çokça rahatsız oldular. Bu yüzden Firenze’yi dışladılar.

Firenze Hogwarts Savaşı’nda fazlasıyla mücadele vermiş ve büyük yaralar almıştı.

’NAGİNİ’’

’NAGİNİ’’

Hogwarts Muggle Bilimi öğretmeni Charity Burbage’i öldürerek seriyi başlatan, korkunç yılan Nagini. Voldemort’un en değer verdiği canavar olarak da anlatmaya başlayabiliriz.

Fantastik Canavarlar serisinden dolayı Nagini’ye fazlasıyla aşinayız. O seride insan formunda gördüğümüz Nagini’yi, Harry Potter’da dönüşmüş haliyle hiçbir zaman göremedik.

Yılan Nagini, farklı insanlara dönüşebilme yeteneği ile oldukça meşhur. Örnek vereceğiz ama siz zaten vereceğimiz örneği, çok iyi biliyorsunuz.

Hermione ve Harry, bilinmezlikleri araştırmak için Godric’s Hollow’a gittikleri zaman, yılan Nagini Bathilda Bagshot kılığına girerek, Voldemort gelene kadar onları oyalamaya çalıştı.

Hortkuluklardan biri olan yılan Nagini’nin ölümü, Neville Longbottom’ın cesaret yüklü titremeyen ellerinde tuttuğu Gryffindor Kılıcı ile oldu.

‘’Always’’ ‘’-After all this time? -Always!’’ anlamı: ‘’Bunca zaman sonra hala mı? –Daima!’’ Bir Harry Potter klasiği haline gelen bu cümle, tüm Potter hayranlarının duygulanmasına sebep oluyor, öyle değil mi? Bence de, kesinlikle öyle!

‘’ARAGOG’’

Geldik örümcek fobisi olanların en büyük ve en korkulu rüyasınaaa… Dost görünümlü örümcek Aragog. Aklımıza da hemen Ronald Weasley geldi, neden acaba?

Ron’un en büyük korkusu olan Aragog, çocuklarına sadece Hagrid’i yememeleri konusunda emir verdi. Aynı zamanda, Hagrid dışında herkese düşmandır.

Farklı bir bilgiyle başlayalım; Aragog, aslında bir örümcek türü değil. Gerçek cinsi, Akromantula’dır.

Hagrid’in en iyi dostlarından olan bu yaratığa canavar demek, bizler için biraz güç olsa da, ne yazık ki öyle geçirmek zorundayız. Çünkü sakin görüntüsünün altında çok tehlikeli bir canavar yatıyor. İnsan etine düşkünlüğü de oldukça fazla.

Aragog Yasak Orman’da, tüm oğulları, kızları ve Mosag isimli karısıyla oldukça büyük bir koloni halinde yaşıyor. Bununla birlikte, bir zamanlar Slytherin Canavarı olarak adı geçse de, sonradan öyle olmadığı anlaşıldı.

‘’RUH EMİCİLER’’

‘’RUH EMİCİLER’’

Harry Potter’ın, henüz varlığından bile haberi olmadan saldırısına uğradığı Ruh Emiciler, fazlasıyla korkutucu bir görüntüye sahipler.

Kişilerin sahip olduğu umutları ve yaşama sevinçleriyle beslenen bu yaratıklara karşı koruyucu tek büyü, Expecto Patronum’dur. Hatta Profesör Lupin’e göre bir parça çikolata, her zaman iyi gelebilir.

Harry’nin böcürtüsünde, Ruh Emici gördüğünde yüz rengi nasılda duvar gibi beyazlamıştı…

Ruh Emiciler, Azkaban Hapishanesi’ni korumak için görevlidir. Fakat Voldemort geri döndüğünde, taraf değiştirip hemen karanlıkta kalmayı seçmişlerdir.

Ruh Emiciler, seri yazarı J.K.Rowling’in depresyon zamanlarında, hissettiklerinden yola çıkarak bulduğu bir yaratıktır.

‘’TESTRALLER’’

‘’TESTRALLER’’

Herhangi birinin ölümüne şahit olmuş insanların görebildiği canlılardır. Hogwarts’ın bahçesinden okul binasına kadar öğrencileri taşıyan arabalarında bağlıdırlar. Kimse göremediğinden dolayı, arabalar kendi kendine büyülü bir şekilde gidiyormuş gibi görünür.

Luna Lovegood, bu canlılara olan ilgisinden dolayı fazlasıyla bilgi sahibi olsa da, kendi annesinin ölümünü görmesi, oldukça trajik…

Yarasa kanatlarına benzeyen kanatlara sahip olan Testralleri, eğitebilen tek kişi Rubeus Hagrid’dir.

Testrallerin vücudunda sadece deri ve kemik vardır. Kas ya da yağa sahip değiller.

Çok iyi yön duygularının olması da, en iyi yetenekleri arasında.

Eveeet bir blog yazımızın daha sonuna geldik… Sizlerde bilgi sahibi olmak istediğiniz ve merak ettiğiniz konuları, İnstagram sayfamızdan, bizlere ulaşarak belirtebilirsiniz.

Listeye geri dön

Bir cevap yazın